Yumuşak Gücün KKTC İçin Önemi Ne? "Nexus" Festivali Üzerinden Meşruluk Mücadelesine Tanık Olun

27.08.2026 - Perşembe 10:34

Haberi Paylaş:

Devletler için tanınma meselesi bir ontolojik güvenlik meselesidir. Uluslararası ilişkiler sistemi içerisinde devletlerin hareket kabiliyeti kazanabilmesi ve devlet-devlet ilişkilerinin gelişebilmesi için meşruluk kazanması önem arz eden başlıklardan bir tanesidir. Bu önem, devletler için bir politika yürütebilmenin yanında kimliklerini ortaya çıkaran tarihlerinin kabul edilebilirliği için de bir durum oluşturmaktadır. Dolayısıyla bir güvenlik meselesi olan tanınma durumu, devletleri uluslararası örgütlere, teşkilatlara veya organizasyonlara iterek devlet-devlet ilişkilerinde gelişmelere neden olmaktadır. 

Konjonktürel yapı içerisinde “yumuşak güç” kavramının da gelişmesiyle birlikte devletler mekânsal sınırlarının dışına çıkarak diğer toplumlarla aralarında köprü kurmaya çalışmaktadır. İletişimin sadece tek boyutlu olmadığı insan ilişkilerinde görülen durumların devletler için de geçerli olduğu görülmektedir. Müzik, sanat, eğlence, spor gibi alanlar bir diplomasi türü haline gelerek sadece devletler arasında değil toplumlar arasında da köprü rolü üstlenerek yumuşak güç unsuru haline gelmektedir.

“NEXUS” FESTİVALİ NEDEN BU KADAR TEPKİ ÇEKMEKTEDİR? 

18 Eylül’de Girne Kalesi’nde düzenlenmesi planlanan “NEXUS” festivalinin uluslararası sanatçı kadrosu açıklandıktan sonra etkinliğe yönelik Güney Kıbrıs tarafından tepkiler çığ gibi büyümektedir. La Nouba tarafından yapılan açıklamaya göre daha önce de benzer bir etkinliğin hazırlık sürecinde de benzer tepkilerle karşılaşıldığını ve buna rağmen etkinliğin herhangi bir sorun yaşanmadan gerçekleştiği bildirilmiştir. Bu tür uluslararası etkinlikler müzik, sanat, spor gibi kanalların toplumları birleştirici gücüyle devletler için bir sahne alanı olmaktadır. Güney Kıbrıs tarafında başta Rum aşırı sağcı ELAM olmak üzere medya ve yöneticilerin bu etkinliği kınadığını ve etkinliğe katılacak ülkelere AB’nin müdahalede bulunması için Rum Dışişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Görünüşe göre GKRY, KKTC’nin Avrupa ile aralarında oluşacak köprülerin hiçbirine taviz vermemektedir.  

LA NOUBA, KKTC İÇİN BİR KÖPRÜ OLABİLİR Mİ? 

Şüphesiz sanat ve spor gibi alanlardaki uluslararası organizasyonlarda ülkelerin ev sahipliği yapmasıyla o ülkeler için turizm, ekonomi, sosyal gibi alanlarda avantaj sağlarken diplomaside ise devletlerin birbirleri ile olan ilişkilerde samimiyeti sağlamaktadır. Bu tür uluslararası organizasyonlar, devletler ve toplumların etkileşimi için bir sergi alanı olmaktadır. Bu olayların yaşanması ve bunlara karşı tepkilerin ortaya çıkması tesadüf değildir. Son zamanlarda Doğu Akdeniz ve Kıbrıs için Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın söylemleri KKTC’nin geleceği için AB’ye verilen bir mesaj niteliği taşımaktadır. Sonuç itibarıyla bu tür etkinlikler, diplomaside sürdürülen meşruluk mücadelesini farklı yollarla aşılamaya çalışmaktadır. Bu yöntem, GKRY’nin AB’ye karşı uygulamış olduğu empoze yönteminden daha uygulanabilir ve bölgedeki istikrar için daha sağlıklı görünmektedir. 

Yaşanan son gelişmelerle birlikte ünlü Sırp festival şirketi EXIT’in Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin turizm şehri Girne Kalesi’nde düzenlenmesi planlanan “Nexus” müzik etkinliğinden çekilmesi ile ilgili açıklama yaptı ve Rumlardan özür diledi. Rum yönetiminin yapmış olduğu baskının Avrupa tarafından karşılık bulduğu görülmektedir. Ancak etkinlik ile ilgili yaşanan gelişmeler sadece bununla sınırlı kalmamaktadır. Etkinliği düzenleyen şirketin “etkinliği özgür bölgelere taşımak istiyoruz.” İfadesiyle etkinliğin Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirileceği bildirildi. Yaşanan bu hadiseler, müzik gibi alanların birleştirici gücünden uzak ayrıştırıcı bir güce yakın araç olduğunu göstermektedir.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sayın Başbakan Ünal Üstel, bir taraftan barış ve çözüm naraları atan ama aynı zamanda KKTC halkını dışlayan samimiyetsiz politika anlayışına vurgu yapmaktadır. Rum yönetimine seslenen Başbakan Üstel, sözlerini şöyle sürürdü: “KKTC’nin kurumlarını ve ekonomisini hedef alarak bizi geri adım attıramazsınız. Maraş, Mağusa ve Girne üzerinden talep ve tehditlerle sonuç alamazsınız. Türkiye’nin garantörlüğünü ve Türk askerinin Ada’daki varlığını tartışmaya açarak Kıbrıs Türk halkının güvenliğini pazarlık konusu yapamazsınız. Kıbrıs Türk halkını yok sayarak Kıbrıs’ta bir gelecek kuramazsınız…”  

Avrupa’nın yürütmüş olduğu havuç-sopa anlayışı devletin meşruluk anlayışına giden süreçte kimseyi yıldırmamalıdır. Şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC, toplumların ve devletlerin kardeşliğinden öteye aynı zamanda bölgedeki varlıklarının birbirine bağlı olduğu kader ortağıdır. KKTC’nin önündeki tanınma sorunu sadece KKTC’nin değil Türkiye Cumhuriyeti’nin de sorunudur. Doğu Akdeniz’de ve Adalar Denizi’nde Türkiye üzerinden yaratılan güvenlik problemi sadece Türkiye’nin değil KKTC’nin de sorunudur. 

Murat Çabuk

YORUM YAZ

Vakit Kıbrıs Mobil Uygulama

Vakit Kıbrıs
Kare Hareketli Banner
Reklam Verebilirsiniz