HOLGUIN’E 2014 ORTAK AÇIKLAMASI’NI HATIRLATMAK GEREKİYOR!
09.08.2026 - Pazar 17:47
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, geçmiş müzakerelerde ortaya çıkan “yakınlaşmaların” bir araya getirildiğini ve bunların bir “menü” gibi değerlendirilemeyeceğini, birbirleriyle bağlantılı bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söylüyor.
Peki o halde 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması’nın 5. maddesi ne olacak?
Dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Rum lider Nikos Anastasiadis’in üzerinde mutabık kaldığı ve BM tarafından kamuoyuna açıklanan metinde son derece açık bir hüküm vardır:
“Müzakereler her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmamış olacağı ilkesine dayalıdır.”
Bu cümle bugün son derece önemlidir.
Çünkü müzakerenin temel prensibi bizzat taraflarca böyle belirlenmiştir.
Yani bir başlıkta yakınlaşılmış olması, bir teklifin masaya konulması, bir haritanın verilmesi veya herhangi bir konuda belirli bir noktaya gelinmesi, tek başına o hususta nihai mutabakat bulunduğu anlamına gelmez.
Kural açıktır:
Her şey üzerinde anlaşılmadıysa, hiçbir şey üzerinde anlaşılmış değildir.
Peki Crans-Montana’da her şey üzerinde anlaşılmış mıdır?
Hayır.
Kapsamlı bir anlaşma ortaya çıkmış mıdır?
Hayır.
Tarafların imzaladığı nihai bir çözüm metni var mıdır?
Hayır.
Referanduma götürülen bir anlaşma var mıdır?
Hayır.
O halde hangi gerekçeyle geçmişte ortaya çıkan bazı “yakınlaşmalar” bugün Türk tarafının önüne korunması gereken bir müzakere müktesebatı olarak getirilebilir?
Asıl soru budur.
PAKETSE, 5. MADDE DE PAKETİN İÇİNDEDİR
Holguin “menü değil, paket” diyorsa buna verilecek cevap çok basittir:
O halde paketin tamamına bakalım.
Sadece geçmişte verilen teklifleri seçemezsiniz.
Sadece Türk tarafının attığı adımları seçemezsiniz.
Sadece Crans-Montana’daki bazı yakınlaşmaları seçemezsiniz.
Aynı sürecin temel müzakere ilkesini de kabul etmek zorundasınız:
“Her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmaz.”
Bu nedenle geçmişte nihai çözüme dönüşmemiş hiçbir öneri, bugün Türk tarafının önüne “Bunu daha önce kabul etmiştiniz, buradan geri dönemezsiniz” şeklinde getirilemez.
Bence Türkiye’nin ve KKTC’nin tam da burada çok net olması gerekir.
Bugün gelinen nokta, geçmişteki müzakere pozisyonlarından farklıdır. Dolayısıyla mesele geçmiş modelleri yeniden tartışmak değildir.
Mesele çok daha basittir:
Sonuçsuz kalmış bir müzakerenin içindeki teklifler, yeni bir müzakerenin peşinen kabul edilmiş başlangıç şartlarına dönüştürülemez.
SAYIN HOLGUIN’E SORUYORUM
Sayın Maria Angela Holguin,
Geçmiş “yakınlaşmaların” bir menü olmadığını ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorsunuz.
O halde size çok açık soruyorum:
11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması’nın 5. maddesi de bu bütünün içerisinde midir?
Orada açıkça:
“Her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmaz.”
denilmektedir.
Crans-Montana’da her şey üzerinde anlaşılmadığına göre, geçmişteki hangi yakınlaşmayı bugün Türk tarafı açısından bağlayıcı kabul ediyorsunuz?
Eğer hiçbir şey üzerinde nihai anlaşma oluşmadıysa, bugün hangi hukuki veya siyasi gerekçeyle geçmiş teklifler yeni sürecin başlangıç noktası haline getiriliyor?
Ve “paket” diyorsanız:
Neden paketin yalnızca yakınlaşmaları hatırlanıyor da “hiçbir şey üzerinde anlaşılmamıştır” ilkesi hatırlanmıyor?
SAYIN TUFAN ERHÜRMAN’A DA SORUYORUM
KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman,
BM’nin hazırladığı “yakınlaşmalar” belgesi önünüze geldiğinde, 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması’nın 5. maddesini masaya koyacak mısınız?
BM’ye açıkça:
“Her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmaz. Crans-Montana’da kapsamlı anlaşma sağlanmadığına göre geçmişteki hiçbir teklif KKTC açısından kazanılmış hak veya bağlayıcı müktesebat değildir.”
diyecek misiniz?
Daha açık soruyorum:
Geçmişte verilmiş haritaların, konuşulmuş oranların, ortaya konulmuş toprak ve mülkiyet önerilerinin, güvenlik ve garantilere ilişkin formüllerin bugün KKTC’yi bağlamadığını açıkça ilan edecek misiniz?
Çünkü burada cevaplanması gereken soru aslında son derece basittir:
Her şey üzerinde anlaşılmadıysa, hiçbir şey üzerinde anlaşılmamıştır.
Bu ilke 2014’te Rum tarafının da imzasıyla kabul edilmişse, bugün Türk tarafına geçmişten seçilmiş tavizlerin faturası çıkarılamaz.
“Paket” deniliyorsa, 5. madde de o paketin içindedir.
Ve bence bugün hem Holguin’in hem de KKTC Cumhurbaşkanı’nın açıklığa kavuşturması gereken esas mesele tam olarak budur.
E. Tümamiral ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi
Cihat YAYCI




