ABD ile Rusya, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerde görülen ısınmanın bir başka işareti olarak, dört yıldan fazla süren uzun bir aradan sonra ilk kez üst düzey askeri diyaloğu yeniden başlatma konusunda anlaştı.
Üst düzey askeri iletişim, Kremlin’in Şubat 2022’de Ukrayna’yı tam ölçekli işgalinden sadece birkaç ay önce, 2021’in sonlarında askıya alınmıştı.
Trump, dördüncü yılına yaklaşan savaşı hızla sona erdirme vaadiyle kampanya yürütmüştü. Şimdiye kadarki birçok önerisi büyük ölçüde Kremlin’in lehine oldu. Bunlar arasında olası bir ateşkes anlaşmasında Ukrayna’nın Rusya’ya toprak bırakmasını şart koşmak da yer alıyor.
ABD Avrupa Komutanlığı’nın açıklamasına göre, yeniden tesis edilen iletişim kanalları “taraflar kalıcı barış için çalışmaya devam ederken tutarlı bir askeri-askeri temas sağlayacak.”
Anlaşma, ABD ve Rus yetkililerinin Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de yaptığı görüşmelerin ardından duyuruldu.
Aynı şehirde Ukrayna’nın da dahil olduğu ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan üçlü görüşmeler de sürüyordu. Bu görüşmeler yeni bir esir takası anlaşması ve gelecekteki müzakereler konusunda mutabakatla sonuçlandı.
Askeri “acil hatların” yeniden açılması, Moskova’nın savaşı başlatmasının ardından tırmanan gerilimleri azaltma ve ABD ile Rusya arasında olası çarpışmaları önleme çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Bu tür olaylardan birinde, ABD ordusu Mart 2023’te Karadeniz’de bir MQ-9 Reaper insansız hava aracını düşürmek zorunda kaldığını açıklamıştı. ABD’ye göre iki Rus savaş uçağı dronun üzerine yakıt boşaltmış, ardından biri uluslararası hava sahasında uçarken pervanesine çarpmıştı.
Moskova ise uçaklarının ‘drone’a çarptığını reddederek, insansız aracın keskin bir manevra sırasında düştüğünü iddia etti. Kremlin, güçlerinin Kırım yakınlarında ilan ettiği uçuşa yasak bölgenin ihlaline karşılık verdiğini savundu.
Abu Dabi barış görüşmelerinde ilerleme yok
Moskova ve Kiev heyetlerine, toplantıda bulunan Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı Rustem Umerov’a göre ABD özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner da eşlik etti.
Yetkililer, aynı yerde yapılan ikinci tur görüşmelerde herhangi bir ilerleme kaydedilip kaydedilmediğine dair ayrıntı paylaşmadı. Rusya, Ukrayna ve ABD heyetleri geçen ay Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) ardından barış seçeneklerini değerlendirmek üzere Abu Dabi’de bir araya gelmişti.
Ancak perşembe günü yapılan görüşmelerin ardından Moskova ve Kiev bir esir takası anlaşmasına vardıklarını duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı, 157 esir askerin yanı sıra Ağustos 2024’te Kiev’nin Rusya’nın Kursk bölgesine düzenlediği operasyon sırasında yakalanan üç Rus vatandaşının Ukrayna’dan getirildiğini açıkladı.
Ukrayna ise karşılığında Rus esaretinden 150 askerini geri aldığını bildirdi. Kyiv, serbest bırakılan askerlerin genel olarak “zor psikolojik koşullarda” olduğunu ve bazılarının kritik derecede zayıf düştüğünü belirtti.
Zelenskiy güvenlik garantisi istiyor
Bu takas, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Rusya’nın işgali sırasında 55 bin Ukraynalı askerin çatışmalarda hayatını kaybettiğini açıklamasıyla aynı zamana denk geldi. Zelenskiy en son 2025’in başında 46 bin askerin öldüğünü söylemişti.
Zelenskiy ayrıca Ukrayna’nın kayıp olarak değerlendirdiği çok sayıda kişi bulunduğunu, bunların bir kısmının sivil olduğunu belirtti.
Bu açıklama, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün geçen yıl Rusya’nın sivilleri hedef alan veya öldüren operasyonlarının yüzde 31 arttığını ortaya koyan raporuyla örtüşüyor.
Birleşmiş Milletler Ukrayna İnsan Hakları İzleme Misyonu’na göre savaşın başlangıcından Aralık 2025’e kadar yaklaşık 15 bin Ukraynalı sivil öldürüldü, 40 binden fazlası ise yaralandı.
Zelenskiy, ülkesinin savaş sonrası olası Rus saldırılarını caydırmak için ABD ve Avrupa’dan güvenlik garantilerine ihtiyaç duyduğunu defalarca vurguladı.
Zelenskiy çarşamba gecesi sosyal medyada yaptığı paylaşımda, Ukraynalıların barışa yönelik gerçek bir ilerleme görmesi gerektiğini ve “Rusların her şeyi kendi lehlerine kullanıp saldırılarına devam edeceği bir senaryoya doğru gidilmemesi gerektiğini” yazdı.






