Prof. Dr. Sökmez akran zorbalığına değindi: Aile içi sorunların yansıması

25.01.2026 - Pazar 13:53

Haberi Paylaş:

Gençler arasında zorbalık okullarda da kendini gösteriyor. Psikoterapist Prof. Dr. Aslı Bugay Sökmez, konunun aile içi ilişkilerle alakasına dikkat çekti:

  

“Ailede öğrenir”… Prof. Dr. Sökmez “Ailede aşağılayıcı, dışlayıcı ya da öfkeli bir dil varsa, çocuk bunu öğrenir ve sosyal ilişkilerine taşır.” diyerek,  zorbalık davranışı gösteren çocukların çoğu zaman ailede yaşanan sorunların bir yansıması olduğunu kaydetti.

 

Yusuf Bahadır AYDIN

 

KIBRIS TV’de Funda Bedir’in sunduğu “Ben Bilirim” programının konuğu psikoterapist Prof. Dr. Aslı Bugay Sökmez oldu. Programda, çocukluk çağından yetişkinliğe kadar uzanan zorbalık olgusu tüm yönleriyle ele alındı.

Programın açılışında konuşan Sökmez, zorbalığın yalnızca çocukluk dönemine özgü, geçici bir davranış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Zorbalık; süreklilik kazandığında bireyin psikolojik dünyasında derin ve kalıcı izler bırakabilen ciddi bir sorundur” dedi. Sökmez, teknolojinin gelişmesiyle birlikte zorbalığın biçim değiştirdiğine işaret ederek, özellikle sosyal medya ve dijital mecralarda “siber zorbalığın” yaygınlaştığını ifade etti.

 

“Her sert davranış zorbalık değildir”

 

Zorbalık kavramının doğru tanımlanmasının önemine dikkat çeken Sökmez, her sert ya da kırıcı davranışın zorbalık olarak nitelendirilemeyeceğini belirtti. Bu noktada “süreklilik” ve “güç dengesizliği” unsurlarının belirleyici olduğunu söyleyen Sökmez, “Tek seferlik bir itme, anlık bir söz ya da istemeden yapılan bir davranış zorbalık değildir. Ancak bu davranışlar sürekli hale geliyor ve karşı tarafa sistematik biçimde zarar veriyorsa, işte o zaman zorbalıktan söz edebiliriz.” ifadelerini kullandı.

 

Empati eksikliği ve aile vurgusu

 

Zorbalığın temelinde çoğu zaman empati yoksunluğunun bulunduğunu dile getiren Sökmez, empati gelişiminin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde çevresel faktörlerle yakından ilişkili olduğunu söyledi. Beynin empatiyle ilişkili bölümlerinin ergenlikte henüz tam gelişmediğini anımsatan Sökmez, aile içi iletişimin bu noktada belirleyici rol oynadığını vurguladı.

“Ailede aşağılayıcı, dışlayıcı ya da öfkeli bir dil varsa, çocuk bunu öğrenir ve sosyal ilişkilerine taşır” diyen Sökmez, zorbalık davranışı gösteren çocukların çoğu zaman ailede yaşanan sorunların bir yansıması olduğunu kaydetti. Okullarda yalnızca çocukla değil, aileyle de çalışılması gerektiğini belirten Sökmez, “Çocuk çoğu zaman ailenin taşıyıcı semptomudur. Sadece çocuğu ‘sorunlu’ ilan etmek çözüm değildir.” diye konuştu.

 

İş yaşamında ve dijital ortamda zorbalık

 

Programda iş yaşamındaki zorbalık ve mobbing konusuna da değinildi. Sökmez, iş yerlerinde yaşanan her olumsuz davranışın mobbing olarak tanımlanamayacağını belirterek, burada da süreklilik ve sistematik baskının esas alınması gerektiğini ifade etti.

Öte yandan dijital mecralarda anonimlik duygusunun zorbalığı artırdığına dikkat çeken Sökmez, “İnsanlar yüz yüze söyleyemeyecekleri sözleri klavye başında rahatlıkla yazabiliyor. Anonimlik, içsel çatışmaları ve saldırganlığı daha görünür hale getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Zorbalık güç değil, kırılganlığın göstergesi”

 

Zorbalığın toplumda zaman zaman “özgüven” ya da “güç” göstergesi gibi sunulmasını eleştiren Sökmez, bunun son derece yanlış bir algı olduğunu söyledi. “Gerçek özgüven empati, vicdan ve sorumlulukla birlikte gelir” diyen Sökmez, zorbalık yapan bireylerin çoğunun içsel çatışmaları yüksek ve özgüveni kırılgan kişiler olduğunu vurguladı.

Programın sonunda ailelere ve eğitimcilere çağrıda bulunan Sökmez, çocukluk döneminde verilen sinyallerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “Erken fark edilen empati eksikliği ve saldırganlık eğilimleri, doğru destekle sağlıklı bireylere dönüşebilir. Önemli olan bunu zamanında görebilmek.” dedi.

YORUM YAZ
Kare Hareketli Banner
Reklam Verebilirsiniz