GÜNDEM DEĞİŞİR, KARDEŞLİK KALIR

22.10.2026 - Perşembe 11:47

Haberi Paylaş:

Son günlerde Azerbaycan ile Türkiye arasında yaşanan gelişmeler ve bu konudaki düşüncelerim, Azerbaycan’da yürüttüğüm çalışmalar ve kurduğum ilişkiler nedeniyle birçok dostum tarafından bana da soruluyor. Ben de bir süredir içimde taşıdığım bazı düşünceleri, hayata bakışımı ve bütün bu çabaların arkasındaki amacı kendi penceremden anlatmak istedim.

Yazı biraz uzun oldu. Vaktiniz olduğunda, lütfen sonuna kadar dikkatlice okuyun.

KENDİ KADERİMİZİN MİMARI OLMAK

İtibarımız, kardeşliğimiz ve gelecek nesillere bırakacağımız miras üzerine…

İnsan, bir gün dönüp geriye baktığında yalnızca neler kazandığını değil, ne uğruna yaşadığını, kimin hayatına dokunduğunu ve ardında nasıl bir iz bıraktığını sorgulamalıdır. Çünkü hayatın gerçek muhasebesi sahip olduklarımızla değil, temsil ettiğimiz değerlerle yapılır.

Benim için hayat hiçbir zaman yalnızca kişisel başarıların, makamların veya maddi kazançların peşinde koşmaktan ibaret olmadı. Yıllar içinde edindiğim tecrübeler bana bir şeyi çok iyi öğretti: İnsanın sahip olabileceği en büyük servet, kendi emeğiyle kazandığı itibarı; en kıymetli miras ise kendisinden sonra da yaşayacak değerlerdir.

Ben hiçbir zaman yalnızca paranın peşinden koşmadım; kalitenin, güvenin ve itibarın peşinden koştum. Çünkü biliyoruz ki para kazanılabilir, makamlar değişebilir, şartlar farklılaşabilir. Ancak insanın kendi emeğiyle inşa ettiği itibarı, verdiği sözün arkasında duruşu ve insanlarda bıraktığı güven duygusu, kolay kazanılmayan bir hazinedir. İnsan önce kendisine saygı duyabilmeli ki yaptığı işe, temsil ettiği değerlere ve taşıdığı bayrağa da layık olabilsin.

Azerbaycan’da attığımız adımlara, Türk dünyasının farklı coğrafyalarında kurduğumuz ilişkilere ve gerçekleştirdiğimiz çalışmalara da bu anlayışla baktım. Her buluşmanın, her etkinliğin, her iş birliğinin arkasında yalnızca bugünü değil, yarını da düşünme sorumluluğu vardı. Çünkü benim gözümde bunlar sıradan temaslardan ibaret değildi. Bunlar, birbirini daha iyi tanıyan, birbirine güvenen, ekonomik ve sosyal alanlarda birlikte üreten bir Türk dünyasının inşasına katkı sunma çabasıydı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde doğmuş, bu toprakların havasını solumuş, bu bayrağın anlamını yüreğinde taşımış bir insan olarak biliyorum ki ülkemizin geleceği, yalnızca kendi sınırlarımız içerisinde yaptıklarımızla değil, dünyayla kurduğumuz güçlü ilişkilerle de şekillenecektir. Ülkemizin tanınması, ekonomik olarak güçlenmesi, gençlerimize yeni kapılar açılması ve Türk dünyasıyla bağlarımızın derinleşmesi benim için birbirinden ayrı hedefler değildir. Bunların hepsi aynı idealin parçalarıdır.

Benim için Turan, yalnızca güzel sözlerle anlatılan bir ülkü değildir. Turan; (Öncelikle Belirtmek isterimki Oğlumun Adıda TURAN) ortak tarihimizin, kültürel bağlarımızın ve kardeşlik duygumuzun geleceğe taşınmasıdır. Birbirimizin pazarlarında daha fazla yer bulmak, birlikte yatırım yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, gençlerimize fırsatlar sunmak ve ekonomik gücümüzü ortak kalkınmaya dönüştürmektir. Kardeşliğimizi yalnızca duygularımızda değil, ticaretimizde, eğitimimizde, kültürümüzde ve ortak projelerimizde de yaşatabilmektir.

Çünkü inanıyorum ki duyguyla kurulan kardeşlik, emekle güçlenir; ekonomik iş birliğiyle kalıcı hâle gelir ve gelecek nesillerin ortak başarısıyla anlam kazanır.

Bugün Türkiye ile Azerbaycan arasında zaman zaman gündeme gelen görüş ayrılıklarına, tartışmalara ve gerilimlere de bu pencereden bakıyorum. Elbette devletlerin kendi öncelikleri, değerlendirmeleri ve çözmeleri gereken meseleleri olabilir. Hiçbir ülkenin her konuda aynı düşünmesini beklemek gerçekçi değildir. Fakat meseleler ne kadar karmaşık olursa olsun, aramızdaki köklü tarihî bağların, ortak acıların, sevinçlerin ve kardeşlik duygusunun bir kenara bırakılmaması gerektiğine inanıyorum.

Bin yılı aşan devlet geleneğinin ve derin tarihî birikimin mirasçıları olan Türk milletleri, günübirlik tartışmaların ötesini görebilmelidir. Bir söz, bir açıklama veya geçici bir anlaşmazlık; birbirini anlamaya çalışan insanların arasına aşılmaz duvarlar örmemelidir. Kardeşlik, hiç sorun yaşamamak değil; sorunları birbirini incitmeden konuşabilmek, birbirini dinleyebilmek ve ortak geleceği koruyacak iradeyi gösterebilmektir.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar, yalnızca bugünün şartlarıyla açıklanamayacak kadar derindir. Bu bağları korumak, farklılıkları yok saymak değil; farklılıkları akıl, sağduyu ve karşılıklı saygıyla yönetebilmektir. Türk dünyasının geleceği de tam olarak böyle bir anlayışa ihtiyaç duymaktadır.

Aynı zamanda, her iki ülkede de iş dünyasının kıymetli temsilcileriyle kurduğum ilişkiler ve karşılıklı ekonomik iş birliklerinin gelişmesi için yürüttüğüm çalışmalar nedeniyle, bu meseleye yalnızca bireysel bir pencereden bakmıyorum. Elbette ne Türkiye’deki ne de Azerbaycan’daki nede KKTC deki herkes adına konuşma iddiasındayım. Ancak iki ülkenin iş dünyası arasında köprüler kurmaya emek veren biri olarak, karşılıklı anlayışın, güvenin ve kardeşlik hukukunun korunmasının ne kadar önemli olduğunu kendi tecrübelerimle ifade etmek istiyorum. Çünkü inanıyorum ki geçici gündemlerin ötesinde düşünmek, ortak kazanımları korumak ve geleceğe birlikte yürümek hepimizin sorumluluğudur.

Bizim görevimiz ayrılıkları büyütmek değil, ortaklıkları çoğaltmaktır. Kırgınlıkların dilini değil, çözümün dilini konuşmaktır. Birbirimizin eksiklerini büyütmek yerine birbirimizin gücünü tamamlamaktır. Çünkü birimizin kazancı diğerimizin kaybı olmak zorunda değildir. Aksine, birlikte ürettiğimiz her değer hepimizin geleceğini güçlendirebilir.

Benim bütün bu çabalarımın arkasında da bu düşünce vardır. Kişisel kazançların ötesine geçen, ülkesine ve milletine fayda sağlamayı amaçlayan bir anlayış… Bazen bir araya getirmek, bazen bir kapı açmak, bazen bir fikri projeye dönüştürmek, bazen de birbirinden uzak görünen insanları aynı hedef etrafında buluşturmak…

Bunların her biri, ilk bakışta küçük adımlar gibi görünebilir. Oysa geleceği değiştiren büyük işler çoğu zaman kimsenin önemsemediği küçük adımlarla başlar.

Hayat bana şunu da öğretti: İyi niyet tek başına yeterli değildir. İyi niyeti bilgiyle, tecrübeyle, disiplinle ve sabırla birleştirmek gerekir. Çünkü hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek istiyorsak önce kendimizi geliştirmeli, eksiklerimizi görmeli ve her gün bir önceki günden daha fazla değer üretmenin yollarını aramalıyız.

İnsanın kendi kaderinin mimarı olması da tam olarak budur. Şartları her zaman değiştiremeyebiliriz; fakat şartlar karşısındaki duruşumuzu, ortaya koyduğumuz emeği ve geleceğe yönelik tercihlerimizi belirleyebiliriz. Her yeni gün, kendimizi ve çevremizi daha iyi bir noktaya taşıyabilmek için yeni bir fırsattır.

Benim için asıl başarı, geride kaç proje bıraktığımdan veya kaç insan tanıdığımdan ibaret değildir. Asıl başarı; bir gencin önünü açabilmekte, bir iş birliğinin kurulmasına katkı sunabilmekte, ülkemizin adını daha geniş çevrelere duyurabilmekte ve kardeşlik bağlarının güçlenmesi için samimiyetle emek verebilmektedir.

Yıllar sonra geriye baktığımda, yaptığım işlerin ülkemin geleceğine, Türk dünyasının birlikteliğine ve gençlerimizin imkânlarına küçük de olsa bir katkı sunduğunu görebilmek isterim. Çünkü insanın gerçek huzuru, yalnızca kendisi için başardıklarında değil, başkalarının geleceğine de dokunabildiğinde saklıdır.

Bizim davamız, birilerinden daha fazla kazanmak değil; birlikte daha fazlasını başarabilmek olmalıdır.

Bizim mücadelemiz, yalnızca bugünü kurtarmak değil; yarın çocuklarımıza daha güçlü bir ülke, daha itibarlı bir millet ve birbirine daha sıkı bağlarla tutunmuş bir Türk dünyası bırakabilmektir.

Bayrağımızın gölgesinde, vatanımızın huzurunda ve milletimizin onuruyla yaşayabilmek… Gençlerimizin kendi ülkelerinde gelecek kurabileceklerine inanmasını sağlamak… Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesine katkı sunmak… Türkiye, Azerbaycan ve bütün Türk dünyası arasında gönülden kurulmuş bağların somut başarılara dönüşmesine emek vermek…

Bütün çabamın anlamı burada yatıyor.

Sonuçta hepimiz bu dünyadan geçip gideceğiz. Geride bıraktığımız makamlar, sahip olduğumuz maddi imkânlar ve elde ettiğimiz geçici başarılar bir gün anlamını yitirecek. Fakat dürüstlüğümüz, emeğimiz, itibarımız, insanlara verdiğimiz değer ve uğruna mücadele ettiğimiz idealler yaşamaya devam edebilecek.

Ben ve Yol Arkadaşlarım kendi yolumuzu bu değerler üzerine kurmaya çalışıyoruz. Kusurlarımızla, tecrübelerimizle, zaman zaman karşılaştığımız zorluklarla ama inandığımız hedeflerden vazgeçmeden ve bıkmadan…

Çünkü biliyorum ki kaderimizi yalnızca başımıza gelenler belirlemez; karşılaştıklarımız karşısında nasıl bir insan olduğumuz da belirler.

Kendi kaderimizin mimarı olmak, önce kendimize, sonra ülkemize, milletimize ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmektir.

Ve ben inanıyorum ki itibarımızı koruyarak, kaliteden ödün vermeden, kardeşliğimizi güçlendirerek ve ortak geleceğimiz için üretmeye devam ederek atacağımız her adım, bizden sonra gelenlere bırakacağımız en kıymetli miras olacaktır.

Çünkü mesele yalnızca nasıl yaşadığımız değil, yaşadığımız müddetçe neyi yaşattığımızdır.

Ülkemiz için, bayrağımız için, milletimiz için ve ortak geleceğimiz için…

Üç devlet, tek millet; gönüller bir, hedefler ortak.

İlhami BİLGEN
İŞAD AZERBAYCAN TEMSİLCİSİ
İCMA KKTC TEMSİLCİSİ

YORUM YAZ

Vakit Kıbrıs Mobil Uygulama

Vakit Kıbrıs
Kare Hareketli Banner
Reklam Verebilirsiniz