Genç Kalem “Genç Kalemler”

NAZLICAN BOLAHENK

Bakan Güler’in Açıklamasıyla Yeniden Gündem: Kıbrıs Türkü’ne Yönelik Baskı 

14.10.2026 - Çarşamba 15:15

Haberi Paylaş:

Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin gündeminde öne çıkan, hiçbir zaman gerçekten kapanmayan bir dosyadır.  
 
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Türkü’ne yönelik devam ettiğini söylediği “sindirme ve hazımsızlık politikası” da bu gerçeği yeniden hatırlattı. 

Peki, aradan geçen onca yıla rağmen adada neden hâlâ güvenlik tartışmalarını geride bırakamıyoruz? 

1963’te başlayan toplumlar arası şiddet ve 1974’te yaşanan çatışmalar, iki toplumun hafızasında da derin izler bıraktı. Bugün Kıbrıs’ta kayıp yakınlarının akıbetini öğrenmek için mücadele eden ailelerin varlığı, çatışmalar sona erse bile acılar her zaman sona ermediğini gösteriyor.  

Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 3. maddesi, herkesin yaşama, özgürlük ve kişi güvenliği hakkını güvence altına alır. Bu haklar, siyasi hesapların gerisinde bırakılamaz. Kıbrıs Türklerinin güvenlik içinde yaşama, kimliklerini koruma ve siyasi iradelerini geleceğe taşıma talepleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin askerî kapasitesini artırması ve dış ülkelerle savunma iş birliklerini geliştirmesi, Türkiye ve KKTC açısından güvenlik kaygılarını beraberinde getiriyor. Bir tarafın güvenliğini güçlendirmek amacıyla attığı adımlar, diğer tarafın tehdit algısını derinleştiriyorsa barışın zemini de giderek zayıflıyor demektir. Rum yönetimi bu adımları kendi güvenlik politikası çerçevesinde değerlendirirken Türkiye ve KKTC açısından ortaya çıkan sonuçların da hesaba katılması gerekiyor. Kıbrıs’ta barışın önündeki en büyük engellerden biri, tarafların kendi güvenlik kaygılarını öne çıkarırken diğer tarafın endişelerini görmezden gelmesidir. Bu döngü kırılmadıkça, yıllar geçse de değişen yalnızca aktörler ve siyasi söylemler olacaktır. 

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var: Kıbrıs meselesi devletlerin değil, insanlığın da meselesidir. Kıbrıs Türklerinin güvenlik içinde yaşama, siyasi iradelerini koruma ve geleceklerini belirleme talepleri, siyasi hesapların gerisinde bırakılamaz. Aynı şekilde, kalıcı bir çözüm arayışında insan hakları ve karşılıklı güven de vazgeçilmezdir. 

Kıbrıs’ta barışın önündeki en büyük engellerden biri, tarafların kendi güvenlik kaygılarını öne çıkarırken diğer tarafın endişelerini görmezden gelmesidir. Bu döngü kırılmadıkça, yıllar geçse de değişen yalnızca aktörler ve siyasi söylemler olacaktır. Unutulmamalıdır ki insan hakları, yalnızca kendimize yakın gördüklerimizin değil, herkesin haklarını savunabildiğimiz ölçüde anlam kazanır. Kıbrıs’ta kalıcı barış, bir toplumun kaygılarını diğerinin inkâr etmesiyle değil, karşılıklı güven ve adaletle mümkün olabilir.

YORUM YAZ

Vakit Kıbrıs Mobil Uygulama

Vakit Kıbrıs
Kare Hareketli Banner
Reklam Verebilirsiniz