Erdoğan, Şarku'l Avsat gazetesine konuştu: Mekke Anlaşması fikri nasıl ortaya çıktı?
12.08.2026 - Çarşamba 12:14
Erdoğan, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Mekke Anlaşması caydırıcılık boyutunu güçlendiriyor, hiçbir ülkeyi hedef almıyor”
Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin “stratejik” olduğunu belirten Erdoğan, Suriye’nin “yeni bir aşamanın” eşiğinde olduğunu söyledi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin “stratejik bir ilişki” olduğunu belirterek, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri “çok daha yüksek seviyelere taşıyacak” adımlar atılacağını söyledi.
Erdoğan ayrıca Hürmüz Boğazı’nın dünya ekonomisinin hayati damarlarından biri olduğunu belirterek, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesini ve boğazın uluslararası ticarete güvenli, istikrarlı ve kesintisiz şekilde hizmet vermeye dönmesini arzu ettiklerini ifade etti.
Erdoğan, geçen hafta Mekke’de Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile birlikte imzaladığı “Mekke Müşterek Savunma Anlaşması” hakkında Şarku’l Avsat’ın yazılı sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın yalnızca ABD-İran arasındaki mevcut gerilimin bir sonucu olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu belirterek, anlaşmanın temel amacının “caydırıcılık boyutunu güçlendirmek, tarafların güvenlik bilincini aralarındaki dayanışmayı artırarak pekiştirmek ve bölgesel istikrarı korumak” olduğunu söyledi.
Anlaşmanın, BM Şartı’nın 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkına vurgu yaptığını belirten Erdoğan, “Herhangi bir devleti hedef almıyor” dedi. Anlaşmanın barış ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere açık olduğunu da vurguladı.
Erdoğan ayrıca İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının acilen durdurulması gerektiğini söyledi. Suriye’nin “yeni bir aşamanın” içinde olduğunu belirten Erdoğan, bu dönemin kalıcı barış, istikrar ve Suriye’nin yeniden imarına zemin hazırlamasının en büyük beklentileri olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek örgüt veya yapıların bulunmasına izin vermeyeceğini de yineledi.
Mekke Müşterek Savunma Anlaşması
Erdoğan, Mekke Anlaşması’nın bölgedeki yeni gelişmelerin ortaya çıkardığı koşullar ve üç ülkenin ortak sorumluluk bilinci sonucunda gündeme geldiğini belirtti.
Türkiye’nin uzun süredir bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğini savunduğunu ifade eden Erdoğan, anlaşmanın üç ülke arasındaki bir mutabakatın ötesinde, bölgesel istikrarın sağlanması konusunda ortak sorumluluk üstlenme girişimi olduğunu söyledi.
Erdoğan, “Bu anlaşma barış ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere açıktır” diyerek başka ülkelerin de anlaşmaya katılmasına karşı olmadıklarını belirtti.
ABD-İran gerilimiyle bağlantılı mı?
Erdoğan, ABD ile İran arasındaki gerilimin bölge açısından ciddi riskler taşıdığını kabul etmekle birlikte, Mekke Anlaşması’nın yalnızca bu gerilime verilmiş geçici bir tepki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Anlaşmanın BM Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını belirten Erdoğan, “Herhangi bir devleti hedef almıyor” ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın uzun süredir gündemde olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel güvenliğin dışarıdan dayatılan çözümlerle değil, bölge ülkelerinin kendi iradesi ve ortak aklıyla sağlanması gerektiğini savunduğunu söyledi.

Kolektif caydırıcılık
Anlaşmanın temelinin kolektif savunma olduğunu belirten Erdoğan, taraflardan birinin güvenliğine yönelik tehdidin diğer tarafların güvenliğine yönelik tehdit olarak değerlendirileceğini söyledi.
Erdoğan, anlaşmanın yalnızca askeri boyutla sınırlı olmadığını belirterek, temel hedefin kolektif caydırıcılığı güçlendirmek, güvenlik dayanışmasını artırmak, savunma sanayii alanında ortak projeler geliştirmek ve terörle mücadeleye destek vermek olduğunu ifade etti.
“Anlaşma herhangi bir tarafı hedef almıyor” diyen Erdoğan, amaçlarının bölge halklarının barışını, istikrarını ve refahını güvence altına almak olduğunu belirtti.
Bölgenin güvenliğini bölge ülkeleri sağlamalı
Erdoğan, Ortadoğu ülkelerinin kendi güvenlik ve istikrarlarının sorumluluğunu her zamankinden daha fazla üstlenmek zorunda olduğunu söyledi.
“Bölgenin meselelerini bölge ülkelerinden ve halklarından daha iyi kimse bilemez” diyen Erdoğan, bölgesel egemenliğin, ortak dayanışmanın ve kolektif iradenin güçlendirilmesinin küresel istikrara da katkı sağlayacağını ifade etti.
Türkiye’nin dışlayıcı ittifaklar yerine egemenliğe, toprak bütünlüğüne, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel iş birliği sistemi oluşturulmasını savunduğunu belirtti.
Körfez'in enerji güvenliği
Erdoğan, Mekke Anlaşması’nın Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını söyledi.
Körfez’in yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, dünya ekonomisi ve uluslararası ticaret açısından da büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan; enerji arz güvenliği, deniz yollarının güvenliği, ticaretin devamlılığı ve küresel ekonomik istikrarın doğrudan bu bölgenin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Erdoğan’a göre siyasi istikrar ile ekonomik kalkınma birbirinden ayrı düşünülemez. Barış ve istikrar olmadan ticaret, yatırım ve refahın sürdürülebilir olmayacağını belirtti.
Hürmüz Boğazı
Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nın yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte stratejik öneme sahip olduğunu söyledi.
Boğazın dünya enerji arzı ve uluslararası ticaret açısından kritik bir geçiş noktası olduğunu belirten Erdoğan, bölgede yaşanan gerilimlerin yalnızca bölge ülkelerini değil, tüm dünyayı etkilediğini ve bunun petrol fiyatlarında da görüldüğünü ifade etti.
“Temennimiz, mevcut gerilimin en kısa sürede sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın uluslararası ticarete güvenli, istikrarlı ve kesintisiz şekilde hizmet vermeye dönmesidir.” dedi.
Erdoğan, sorunların çatışma yoluyla değil diplomasi ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri “stratejik”
Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerini “stratejik” olarak nitelendiren Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin ortak tarih, kardeşlik bağları ve karşılıklı çıkarlar üzerine kurulduğunu söyledi.
İki ülkenin ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere birçok alanda iş birliğini geliştirdiğini belirten Erdoğan, Mekke Anlaşması’nın özellikle savunma alanındaki iş birliğini daha da güçlendireceğini ifade etti.
Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha yüksek seviyelere taşıyacak adımlar atacağımızı düşünüyorum.” dedi.
Lübnan’da istikrar
Lübnan’ın Türkiye için yalnızca coğrafi olarak yakın bir ülke olmadığını, aynı zamanda tarihi bağların bulunduğu dost ve kardeş bir ülke olduğunu belirten Erdoğan, Lübnan’ın egemenliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının acilen durdurulması gerektiğini belirterek, İsrail’in izlediği saldırgan ve yayılmacı politikaların bölgedeki temel sorunlardan biri olduğunu ifade etti.
Lübnan’ın geleceğine ilişkin kararların Lübnan halkının özgür iradesiyle alınması gerektiğini söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin Lübnan’ın istikrarına ve kurumlarının güçlendirilmesine destek vermeye hazır olduğunu belirtti.

Suriye “yeni bir aşamada”
Erdoğan, Suriye’deki değişim sürecini, Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi açısından “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi.
Türkiye’nin başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduğunu belirten Erdoğan, savaş, terör ve istikrarsızlığın tüm bölgeye ağır bedeller ödettiğini söyledi.
“Şimdi yeni bir aşamanın içindeyiz.” diyen Erdoğan, en büyük beklentilerinin bu yeni dönemin Suriye’de kalıcı barış, istikrar ve yeniden imar sürecine zemin hazırlaması olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde veya ülkenin başka herhangi bir bölgesinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek örgüt veya yapılara izin vermeyeceğini yineledi.
Suriye’de Aralık 2024’ten bu yana güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınmanın zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının sağlanması yönünde önemli mesafe alındığını belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenmenin ve Suriye hükümetine verilen bölgesel desteğin bu süreçte önemli rol oynadığını söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden ayağa kalkması, istikrarının sağlanması ve bölgesel barışın güçlendirilmesi için sorumluluk almaya devam edeceğini belirterek sözlerini şu mesajla tamamladı:
“Suriye’de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil; barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekiyor.”
Kaynak: Şarku’l Avsat




