Mehmet Şimşek: Türkiye’nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz
10.04.2026 - Cuma 16:00
Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, savaşların diğer şoklara oranla çok daha kalıcı ve büyük sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Türkiye’nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz. Bunu da geçen sene ispatladık, bu sene de ispatlayacağız.” dedi.
Şimşek, Sapanca’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) açılışında yaptığı konuşmada, savaşın “büyük bir şok” olduğunu söyledi.
Geçmişe oranla bakıldığında bugün yaşanan savaşın enerji piyasalarına etkisinin gerçekten büyük olduğunu vurgulayan Şimşek, “Çünkü Hürmüz Boğazı kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol açısından değil, gübre ve doğal gaz açısından da öyle. Dolayısıyla, bu şokun büyüklüğünün farkındayız.” diye konuştu.
Geçmişteki benzer savaş veya şoklarla karşılaştırıldığında petrol fiyatlarındaki artışın oldukça yüksek olduğuna işaret eden Bakan Şimşek, “Kırılgan bir ateşkes var. Umarım bu ateşkes devam eder. Piyasalar şu an itibarıyla bu kırılganlığı bir miktar yansıtıyor. Ateşkes sürse dahi maalesef küresel ekonomi açısından da Türkiye açısından da bir miktar tahribat söz konusu.” değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, küresel ekonomideki gelişmelere de değinerek, şu ifadeleri kullandı:
“Savaşın getirdiği yıkım ve bunun rehabilitasyonu biraz zaman alacak. Bugünkü ateşkes devam etse dahi bunun etkileri hissedilecek. Jeopolitik olarak da ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek. Büyük kırılmaların olduğu bir dönemdeyiz. Ticaret savaşları ve getirdiği parçalanmalar, demografik dönüşüm, iklim krizi, yapay zeka ve otomasyonun dönüştürücü ve yıkıcı etkileri… Aslında birçok boyutla zorlu bir dönemden geçiliyor.”
“TÜRKİYE’NİN DAYANIKLI OLDUĞUNA İNANIYORUZ”
İtalyan düşünür Antonio Gramsci’nin “Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğum sancıları çekiyor, şimdi canavarlar zamanı.” sözünü anımsatan Şimşek, savaşların aslında canavarlar dönemini yansıttığını söyledi.
Şimşek, savaşın etkilerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Savaşlar diğer şoklara oranla çok daha kalıcı ve büyük sonuçlar doğuruyor. Türkiye’nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz. Bunu da geçen sene ispatladık, bu sene de ispatlayacağız. Hatırlarsanız 2025’te önemli şoklarla karşı karşıya kaldık. Ticaret savaşlarının piyasalarda yarattığı hareketlilik ve volatilite. Akabinde ’12 Gün Savaşı’. İçeride kuraklık ve zirai don. Bütün bunlar geçen sene önemli gündem maddeleriydi. Ama biz tüm bu şokları programda çok önemli kayıplar yaşamadan atlattık. Tabiri caizse program kendisini kanıtladı, rüştünü ispat etti. 2023 ortasından bu yana uyguladığımız program aslında Türkiye’nin makroekonomik temellerini sağlamlaştırdı, dayanıklılığını artırdı ve bizi şoklarla baş edebilecek duruma getirdi. Peki bu seneki, şu anda içinden geçtiğimiz sıkıntılı dönemi en az zararla atlatabilecek miyiz? Esas sorun bu. The Economist dergisinin bir grafiğini gördüm. Burada ülkeleri iki ayrı kategoride sınıflandırıyor. Kimler dayanıklı, kimler şoklara daha çok açık, daha çok maruz kalabilir. Burada Türkiye, güçlü tamponlara, düşük makroekonomik dengesizliklere ve sağlam temellere sahip bir ekonomi olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Orta Doğu’daki çatışmaların özellikle enerji ve doğal gaz kanalı üzerinden Türkiye’ye yansıması, sınırlı bağlantısallık nedeniyle görece daha düşük kalıyor. Bu çerçevede, The Economist’in değerlendirmesine göre Türkiye, mevcut jeopolitik şoklara karşı daha yüksek bir dayanıklılık sergileyebilecek ülkeler arasında yer alıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“MALİYE POLİTİKASI GEÇMİŞE ORANLA BUGÜN DE SAĞLAM YAPIDA”
Türkiye’nin Orta Doğu’ya, özellikle Hürmüz Boğazı’nı kullanan tedarikçilere olan enerjide bağımlılığının yok denecek kadar az olduğunun altını çizen Şimşek, doğal gazda İran’dan bir miktar ithalatın olduğunu ama onun, boru hatlarıyla olduğu için şu ana kadar etkilenmediğini dile getirdi. Petrolde hemen hemen neredeyse bağımlılığın olmadığına işaret eden Şimşek, “Bu, önemli. Çünkü ateşkes devam etmezse, bu savaş uzarsa birçok ülkede enerji arz güvenliği sorunu yaşanacağı için, bu sadece doğal gaz ve petrol değil bütün türevlerini de etkiliyor. Türkiye’nin orada bir avantajı olur. Çünkü Türkiye dediğim gibi çok daha az oranda o bölgeye bağımlı.” dedi.
Şimşek, Türkiye ekonomisinin dayanıklılığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:
“Dayanıklılığımızın en önemli alanı ve kaynağı maliye politikasının geçmişe oranla bugün de sağlam bir yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık, EYT gibi diğer birtakım konular da vardı. Ona rağmen biz bütçe açığını milli gelire oran olarak yüzde 3’ün altına düşürdük. Bizim bütçe açığımız ve borcun milli gelire oranı düşük. Bu da bize politikada manevra alanı tanıyor, şoklara daha güçlü tepki vermemizi sağlıyor. Hem kamu borcunun milli gelire oranı düşük hem de açığımız nispeten düşük. Geçen sene gelişmekte olan ülkelerde bütçe açığının milli gelire oranı ortalama yüzde 6,3’tü, yani Türkiye’nin iki katından fazlaydı. Yine bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kur, faiz ve büyümede eş zamanlı yaşanabilecek şoklara karşı kamu borcunun milli gelire oranının hassasiyeti, geçmiş dönemlere kıyasla belirgin şekilde azalmıştır.”
“REZERV YETERLİLİĞİ ANLAMINDA OLDUKÇA RAHAT BİR NOKTADAYIZ”
Şimşek, dış açığın kritik bir kırılganlık alanı olmaya devam ettiğini vurgulayarak, petrol fiyatlarındaki artışın cari açığa doğrudan yansıyacağını ifade etti. Savaşın yalnızca enerji kanalıyla değil, ticaret ve turizm üzerinden de ekonomiyi etkileyeceğini dile getiren Şimşek, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ve bölgeye yakın ülkeler açısından en temel riskin cari dengedeki bozulma olduğunu belirtti.
Şimşek, “Açık bir miktar artacak. Ama bizim açıktaki artışa rağmen brüt dış finansman ihtiyacımız geçmişin altında olacak. Bu elbette bir kırılganlık, ancak bunu yönetilebilir görüyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin toplam borçluluğunun geçmiş şoklara oranla düşük olduğunu anlatan Şimşek, bu nedenle bu şoku en az zararla atlatabileceğini ve Türkiye’yi yeniden güçlü şekilde konumlandırabileceklerini vurguladı.
Şokun başlangıcında özellikle uluslararası rezervler alanında önemli tampon inşa ettiklerinin altını çizen Şimşek, “Bu savaşla birlikte risk iştahında bir düşüş gerçekleşti, Türkiye’den bir miktar sermaye çıkışı oldu. Ateşkesle birlikte şimdi geri geliyor. Vatandaşlarımızın döviz talebi, programımıza olan güven sayesinde oldukça sınırlı kaldı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, rezerv yeterliliği anlamında da biz oldukça rahat bir noktadayız.” değerlendirmesinde bulundu.




